Kısaca Nazım Hikmet Ran’ın Hayatı, Eserleri ve Şiirleri

Sponsorlu Bağlantılar
Konu İçeriği: Kısaca Nazım Hikmet Ran’ın Hayatı, Eserleri ve Şiirleri, Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966). Ülkemizin geçirmiş olduğu yüzyıla damga vurmuş..

Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966). Ülkemizin geçirmiş olduğu yüzyıla damga vurmuş bir avuç fikir adamından biridir Nazım Hikmet. Gerek fikirleri ve şiirleri, gerekse yaşamış olduğu olaylar onu günümüzde hâlâ tartışmaların odağına taşımaktadır. Bizde bu büyük fikir adamına ayırmak istedik bu yazımızı. Düşündük ki tüm ülkedaşlarımınız bilmesi lazımdır bu büyük şairin yaşayışını. Ve buna bir arpa boyun katkımız olursa mutlu addeceğiz kendimizi. İşte huzurunuzda büyük şairle ilgili bilmek isteyebileceğiniz herşey;

Kronolojik olarak Nazım Hikmet’in Hayatı

1902 : 15 Ocak’ta Selânik’te dünyaya gelir.

1913 : “Feryad-ı Vatan” başlığını taşıyan ilk şiirini yazar. Galatasaray Sultanisi’nde ortaokula başlar.

1914 : Ekonomik nedenlerle Nişantaşı Sultanisi’ne geçer.

1917 : Bahriye Mektebine girer.

1918 : İlk kez bir şiiri yayınlanır. Yeni Mecmua’da yayınlanan bu ilk şiiri “Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı” başlığını taşır.

1920 : Bahriye’yi bitirmesine birkaç ay kala sağlık nedeniyle ayrılmak zoruna kalır. İstanbul işgal altındadır. Arkadaşı Vâ-lâ Nurettin ile birlikte gizlice Anadolu’ya geçer. Ankara Hükümeti tarafından Bolu’ya öğretmen olarak atanır.

1921 : Azerbaycan üzerinden Moskova’ya gider. Devrimin ilk yıllarına tanık olur. Ekonomi politik öğrenim görür. Sanat çalışmalarına katılır.

1924 : Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı “28 Kânunisani” sahnelenir. 12 Mart günü Pravda’da bu gösteri övgüyle yer alır. Türkiye’ye döner ve Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar.

1925 : Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde gizli örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle yokluğunda yargılanarak “on beş yıl küreğe konulma cezası” verilir. Bu durum onun ülkeden ayrılmasına yol açar. Moskova’ya gider.

1926 : Viyana’ya geçerek ileride suçlanmasına konu olarak “parti” toplantısına katılır. Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, “küreğe konulma” cezası ortadan kalkar.

1927 : Katılmış olduğu “Viyana Konferansı” nedeniyle İstanbul Ceza Mahkemesi’nde yokluğunda yargılanır. Üç ay hapis cezası verilir.

1928 : Yurda dönmek üzere Moskova’daki Büyükelçiliğe başvurur. Pasaport almak istemektedir. Ancak kendisine yanıt verilmez bunun üzerine gizlice sınırı geçerse de Hopa’da yakalanır. İstanbul üzerinden Ankara’ya götürülür. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde, daha önce yokluğunda yapılan yargılamalar yinelenir. Üç ay hapis cezası verilir. Cezaevinde geçirdiği süre gözönüne alınarak serbest bırakılır.

1929 : Resimli Ay Dergisi’nde çalışır. İlk şiir kitabı “835 Satır” yayınlanır. Bunu diğerleri izler.

1930 : “Sesini Kaybeden Şehir” başlıklı şiir için dava açılır. Yargıtayca aklanır.

1931 : “1+1=1″, “835 Satır”, “Jokond ile Si-Ya-U” ile bir kez daha “Sesini Kaybeden Şehir” ve “Varan 2″ adlı kitapları hakkında dava açılır. Hepsinden aklanır.

1932 : “Kafatası” oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye konur.

1933 : “Gece Gelen Telgraf” şiirinden dolayı yargılanır. Altı ay üç gün hapis cezası verilir. Babası bir kaza sonrası ölür. Onun ölümü üzerine “Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye” başlıklı şiiri yazar. Şiirde babasının patronu Süreyya Paşa’ya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılır. Bir yıl hapis, 200 lira para cezasına çarptırılır. Bu sıralarda “gizli örgüt” kurduğu savıyla Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ayrı bir davada idamı istenir. Dört yıl ağır hapisle cezalandırılır.

1934 : Cumhuriyetin 10. Yılı nedeniyle çıkarılan af yasasından yararlanır. Serbest bırakılır.

1936 : Gizli örgüt kurmak ve yönetmek savıyla yargılanır ve aklanır.

1937 : “Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı” yayınlanır.

1938 : Askeri öğrencileri isyana teşvik suçlamasıyla da “Donanma” davaları açılır. Toplam 28 yıl 4 ay ağır hapisle cezalandırılır.

1941 : Bursa’da “Memleketimde İnsan Manzaraları” nı yazmaya başlar.

1943 : Cezaevi arkadaşı Orhan Kemal tahliye olur. Balaban’ın resim çalışmalarına yardımcı olur, yetişmesini sağlar.

1944 : Karaciğer ve kalp rahatsızlıkları başlar.

1949 : Basında haksız mahkumiyetine ilişkin yazılar artmaya başlar. Ahmet Emin Yalman, Vatan Gazetesi’nde “Tevfik Fikret ve Nâzım Hikmet” başlığını taşıyan bir yazı yayımlayarak dikkatleri Nâzım’ın haksız mahkumiyetine çeker.

nazim_hikmet_21950 : Yurt içinde ve dışında çeşitli kuruluşlarca “Nazım’a Özgürlük Kampanyaları” açılır. Meclis’in gündeminde bulunan Af Kanunu’nu çıkarmadan tatile girmesi üzerine, Nazım, 8 Nisan’da açlık grevine başlar. Aynı gün, Bursa’dan İstanbul’a Paşakapısı Cezaevi’ne götürülür. 23 Nisan’da grevini avukatlarının isteği üzerine geçici olarak durdurur. Ağır hastadır, doktorlar üç ay bir hastanede tedavi görmesi gerektiğini belirtirler. Ancak durumunda hiçbir değişiklik olmayınca 2 Mayıs’ta yeniden greve başlar. Açlık grevi kamuoyunda büyük yankı uyandırır. İmza kampanyaları başlatılır. “Nâzım Hikmet adlı bir dergi çıkarılır 9 Mayıs’ta annesi Celile Hanım 10 mayıs’ta şair Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat açlık grevine başlarlar. 14 Mayıs seçimleri sonucunda ortaya çıkan yeni durum üzerine, 19 Mayıs’ta greve ara verir. Çıkarılan Genel Af Kanunu’yla serbest bırakılır. 22 Kasım’da Dünya Barış Konseyi tarafından Pablo Picasso, Paul Robeson, Wanda Jakubowska ve Pablo Neruda’yla birlikte “Uluslararası Barış Ödülü”nü almaya hak kazandığı açıklanır. Kendisinin katılamadığı törende ödülünü Neruda alacaktır.

1951 : Oğlu Memed dünyaya gelir. Askere çağrılır, 49 yaşındadır ve hastadır. Üstelik askeri okulda öğrenci olarak geçirdiği sürelerin yasa gereği askerliğe sayılması gerekmektedir. Yaşamına yönelik tehditler üzerine ülkeden ayrılır. 15 Ağustos günü resmi gazetede, Bakanlar Kurulu kararıyla “yurttaşlıktan çıkarıldığı” duyurulur. Dünya Barış Konseyi’nin bir yıl önce kendisine verdiği “Uluslararası Barış Ödülünü” Prag’da düzenlenen bir törenle alır.

1952 : Çine’e gider. Ancak hastalanınca gezisini yarım bırakmak zorunda kalır. Enfaktüs geçirmiştir. Dört ay yatar. Bundan sonraki yaşamı artık doktor gözetiminde geçecektir.

1953 : Uluslar arası toplantılara katılmayı sürdürür. “Bir Aşk Masalı” oyunu Moskova’da sahnelenir. Bunu diğer oyunlarının sahnelenmesi izler.

1958 : Paris’e gider. Aralarında Aragon ve Picasso’nun da bulunduğu çok sayıda yazar ve sanatçıyla görüşür.

1962 : Sovyet Yazarlar Birliği tarafından 60. yaş günü kutlanır. Yazarlar Evi’nde düzenlenen gecenin ertesinde Politeknik Müzesi’nde, okuyucuları için ikinci bir toplantı gerçekleştirilir. Gecenin yöneticiliğini İlya Ehrenburg yapar.

1963 : Afrika’ya, Tanganika’ya gider. “Cenaze Merasimim” başlıklı şiirini kaleme alır. (Nisan) 3 Haziran sabahı evinde ölür.

Kendi Aazısından, Ağzından Otobiyografisi

1902′de doğdum doğduğum şehre dönmedim bir daha geriye dönmeyi sevmem üç yaşımda Halep’te pasa torunluğu ettim, on dokuzumda Moskova’da komünist üniversite öğrenciliği kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğu ve on dördümden beri şairlik ederim.
nazim_hikmet_3Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir ben ayrılıkların kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin hapislerde de yattım büyük otellerde de açlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir otuzumda asılmamı istediler kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini verdiler de otuz altımda yârim yılda geçtim dört metre kare betonu elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Prag’dan Havana’ya Lenin’i görmedim nöbet tuttum tabutunun basında 924′te 961′de ziyaret ettiğim anitkabri kitaplarıdır partimden koparmağa yeltendiler beni sökmedi yıkılan putların altında da ezilmedim
951′de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün 52′de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü
Sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım şu kadarcık haset etmedim Sarlo’ya bile aldattım kadınlarımı konuşmadım arkasından dostlarımın içtim ama aksamcı olmadım hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
Başkasının hesabına utandım yalan söyledim yalan söyledim başkasını üzmemek için ama durup dururken de yalan söyledim
Bindim tirene uçağa otomobile çoğunluk binemiyor operaya gittim çoğunluk gidemiyor adini bile duymamış operanın çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21′den beri camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye ama kahve falıma baktırdığım oldu
Yazılarım otuz kırk dilde basılır Türkiye’mde Türkçemle yasak
Kansere yakalanmadım daha yakalanmam da şart değil başbakan filan olacağım yok meraklısı da değilim bu isin bir de harbe girmedim sığınaklara da inmedim gece yarıları yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında ama sevdalandım altmışıma yakin
Sözün kısası yoldaşlar bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da insanca yasadım diyebilirim
Ve daha ne kadar yasarım basımdan neler geçer daha kim bilir.

11 Eylül 1961 (Doğu Berlin)

Nazım Hikmet’in Sanatı

Şiire çok küçükken başlayan Nâzım Hikmet, ilk şiirini 3 Temmuz 1913 tarihinde, henüz 11 yaşında iken yazmıştır: “Feryâd-ı Vatan”. Bu şiir, Balkan Savaşı yengisini ve düşmanın Çatalca’ya kadar ilerlemesini konu edinen bir şiirdir. Nâzım Hikmet’in 1913-1920 yılları arasında yazdığı şiirlerde çoğunlukla bireysel konuların işlendiğini belirten Asım Bezirci, özellikle aşk teminin ağır bastığını ve “melankolik hava” taşıdıklarını yazmaktadır.

nazim_hikmet_4Şairin ilk gençlik şiirlerinden bazılarını Bahriye Mektebi’nde öğretmeni olan ve annesi Celile Hanım’a yakınlık duyan Yahya Kemal’in düzelttiğini Vâ-Nû belirtmektedir. Şairin yayımlanan ilk şiiri 3 Teşrinievvel 1918 tarihli Yeni Mecmua’da Mehmet Nâzım imzasıyla çıkan “Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı?”dır. Bu şiir, aynı ad ve imza ile sonradan Ümid dergisinde de yayımlanmıştır. Yahya Kemal tarafından düzeltilen bu şiir şöyledir: “Bir inilti duydum serviliklerde/Dedim ki: Burada da ağlayan var mı?/Yoksa tek başına bu kuytu yerde/Eski bir sevgiyi anan rüzgâr mı?”/ “Hayat inerken siyah örtüler/Umardım ki artık ölenler güler/Yoksa hayatında sevmiş ölüler/Hâlâ servilerde ağlıyorlar mı?”

Bir nokta belirtilmelidir: Nâzım Hikmet’in ilk şiirlerinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesinden, uğradığı savaş yenilgilerinden kaynaklandığı açık olan ulusal duygular da önemli yer tutmaktadır. “Kırk Haramilerin Esiri” ile “Yaralı Hayalet” bunların en güçlü örnekleridir. Teşrinievvel 1336 (1920) tarihli Yedinci Kitap’ta yayımlanan “Yaralı Hayalet” şu dizelerle başlamaktadır: “Bir gece bir odada dört arkadaş toplandık/bir uzak rüya olan geçmiş günleri andık/Gözlerimiz yaşlıydı, gönüllerimiz mahzun/Hepimiz memleketten konuştuk uzun uzun”. Daha aşağıda şu iki dize gelmektedir: “Çaldı, tanburasından tarihin sesi geldi/Dağlara yaslanarak sanki Zeybek yükseldi”.

Yurt sevgisinin, tarihsel geçmişe bağlılığın yanısıra bu şiirlerde şairin ustalaşmaya başladığı, vezni kullanmada zorlanmadığı ve daha arı bir Türkçe’ye yöneldiği de görülmektedir.

Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci, Ümit ve Celal Sahir (Erozan)’ın çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap vb. dergilerinde yayımlamıştır. “Bir Dakika” adlı şiiriyle Alemdar gazetesinin açtığı yarışmada birincilik kazanmıştır (1920). Daha sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli Herşey, Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet cezaevine girdikten sonra yıllarca yayın yapamamıştır. Ancak, 1940′lı yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yürüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıkmıştır. Kuvâyı Milliye Destanı İzmir’de Havadis gazetesinde tefrika edilmiştir (1949). Destanı Yön dergisi yayınlayarak (1965) Nâzım Hikmet’i yeniden okurlara ulaştırmış, şairin yapıtına konan çemberi kırmıştır.

Şiirleri:

835 Satır (1929), Jokond ile Si-Ya-U (1929), Varan 3 (1930), 1+1=1 (1930-Nail V. ile), Sesini Kaybeden Şehir (1931), Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932), Gece Gelen Telgraf (1932), Taranta Babu’ya Mektuplar (1935), Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı (1936), Kurtuluş Savaşı Destanı (1965), Saat 21-22 Şiirleri (1965-Bas. Haz. M.Fuat), Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967-Bas. Haz. M.Fuat, 5 Cilt), Rubailer (1966-Bas. Haz. M. Fuat), Dört Hapishaneden (1966-Bas. Haz. M.Fuat), Yeni Şiirler (1966-Bas. Haz. Dost Yayınevi), Son Şiirleri (Bas. Haz. Habora Kitabevi), Tüm Eserleri (1980-Bas. Haz. A. Bezirci, 8 Cilt).

Nazım Hikmet’in kendi sesinden “Bayri Hazer” adlı şiirini dinlemek için lüften buraya tıklayınız.

Bazı Şiirleri:
Ben Senden Önce Ölmek İsterim
Çınarı Yıkmak Için Baltayı Köküne Vururlar
Hürriyet Kavgası
Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın Ve Hanımelleri
Memleketimden Insan Manzaraları’ndan
Karlı Kayın Ormanında
Tahirle Zühre Meselesi

Yazdığı Oyunlar:

Kafatası (1943), Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi (1932), Unutulan Adam (1935), İnek (1965), Ferhat ile Şirin (1965), Enayi (1965), Sabahat (1966), Yusuf ile Menofis (1967), İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu (1985).

Romanları:

Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966).

Yazıları:

İt Ürür Kervan Yürür (1936-Orhan Selim takma adıyla), Alman Faşizmi ve Irkçılığı (1936), Milli Gurur (1936), Sovyet Demokrasisi (1936).

Mektupları:

Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar (1968), Cezaevinden Memet Fuat’a Mektuplar (1968), Bursa Cezaevinden Vâ-Nû’lara Mektuplar (1970), Nâzım’ın Bilinmeyen Mektupları (1986-Adalet Cimcoz’la Mektuplar, Haz. Ş. Kurdakul), Piraye’ye Mektuplar (1988).

Ben Senden Önce Ölmek İsterim, Çınarı Yıkmak Için Baltayı Köküne Vururlar, Hürriyet Kavgası, Karlı Kayın Ormanında, Kronolojik olarak Nazım Hikmet’in Hayatı, Mavi Gözlü Dev, Memleketimden Insan Manzaraları’ndan, Minnacık Kadın Ve Hanımelleri, nazım hikmet kimdir, nazım hikmet ran kimdir, nazım hikmet ran’ın sanatı, nazım hikmet’in biyografisi, nazım hikmet’in hayatı, Nazım Hikmet’in kendi sesinden şiirini dinle, nazım hikmet’in mektupları, nazım hikmet’in otobiyografisi, nazım hikmet’in oyunları, nazım hikmet’in resimleri, nazım hikmet’in romanları, Nazım Hikmet’in Sanatı, nazım hikmet’in şiirleri, nazım hikmet’in şiirlerini dinle, nazım hikmet’in yaşamı, nazım hikmet’in yazduğı oyunlar, nazım hikmet’in yazıları, Şiirleri, Tahirle Zühre Meselesi

Buradasınız: Anasayfa / Genel Kültür / Kısaca Nazım Hikmet Ran’ın Hayatı, Eserleri ve Şiirleri
Editör: Gezginler | Tarih: 07/04/2010
Sponsorlu Bağlantılar

Mutlaka Bunları da Okuyun - Konuyla Alakalı Benzer Yazılar

Konu Başlığı: "Kısaca Nazım Hikmet Ran’ın Hayatı, Eserleri ve Şiirleri"

Yorum Yapın


XHTML: Şu Etiketleri Kullanabilirsiniz:: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current month ye@r day *

  • Önemli Uyarı