Senfonik müzik nedir? Senfonik müzik hakkında bilgi

Sponsorlu Bağlantılar
Konu İçeriği: Senfonik müzik nedir? Senfonik müzik hakkında bilgi, Beethoven’in senfonileri, 19. yüzyıl senfoni yapısının temel kaynağı olmuştur. Bir grup, Dördüncü, Yedinci ve Sekizinci Senfoni’den yola çıkmış,..

Beethoven’in senfonileri, 19. yüzyıl senfoni yapısının temel kaynağı olmuştur. Bir grup, Dördüncü, Yedinci ve Sekizinci Senfoni’den yola çıkmış, saf katıksız müzik ilkesini sürdürmüştür. Bunlar klasik biçimi koruyan bestecilerdir. Senfonilerine hiçbir betimleyici başlık, açıklama koymamışlar, opus sayısını yeğ tutmuşlardır:

Schubert, Mendelssohn ve Brahms gibi.

senfoni; orkestra için bestelenmiş, birkaç bölümden oluşan uzun müzikeseri.

Türkçe – Türkçe sözlük Senfoni anlamı

senfoni; sonat biçiminde orkestra yapıtı.

Senfonik müzik ne demektir

Senfoni, orkestra için bestelenmiş uzun müzik parçasıdır. Senfoni sözcüğü Yunanca’da “bir arada uyumlu sesler çıkarmak” anla­mına gelen symphonia sözcüğünden türetil­miş, dilimize Fransızca symphonie sözcüğün­den geçmiştir. Sinfonia sözcüğü ilk kez İtalya’ da, çalgı için bestelenmiş parçaları tanımla­makta kullanıldı; 17. yüzyıl başlarında kantat, oratoryo ve operalarda orkestra tarafından çalınan giriş parçasının adı oldu. Jacopo Peri, Claudio Monteverdi ve Fransız asıllı İtalyan besteci Jean-Baptiste Lully operalarında ku­sursuz güzellikteki uvertür ve ara müziği par­çalarıyla klasik senfoninin temellerini hazırla­dılar. Çok sevilen bu müzik parçaları sonra­dan bağımsız konser parçaları olarak çalınma­ya başlandı. 18. yüzyılın başlarında Antonio Vivaldi konçertolanyla senfoninin ilk örnek­lerini verdi. 18. yüzyılda Almanya’da Mannheim’de Johann Stamitz ve onun çevresinde toplanan besteciler üç bölümlü senfoniye üç zamanlı bir dans müziği olan menuet’i ekledi­ler. Ayrıca crescendo ve decrescendo (ses şid­detinin giderek yükselmesi ve alçalması) gibi öğelerden yararlanarak senfoniyi klasik anla­yışa en yakın biçimine kavuşturdular. Senfo­ni aynı yüzyılın sonlarına doğru, Viyana Klasikleri olarak anılan Franz Joseph Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven’in besteleriyle klasik biçimine ulaştı.
Senfoninin yapısı sonata benzer. Tek fark, sonatın solo çalgılar için, senfoninin orkestra için yazılmış olmasıdır. Haydn, Mozart ve Beethoven senfoniyi dört bölümlük klasik biçimine kavuşturdular. İki tondan oluşan giriş bölümü genellikle basit temalar ve az sayıda nota içerir. Bunu, temaların ayrıntılı biçimde ve dönüşümlü olarak işlenip geliştirildiği, çoğu kez sonat biçiminde yazılmış gelişme bölümü izler. Bu bölüm ağır tempoludur. Üçüncü bölüm me­nuet biçimindedir. Dördüncü ve son bölüm sonat biçiminde olmakla birlikte, neşeli ve hızlı temposuyla daha çok rondo’ya yakındır. Beethoven senfonilerinde menuet yerine, ge­ne canlı ve neşeli bir ritmi olan scherzo’yu (skertso) kullanmıştır.

Senfoninin Gelişmesi
“Senfoninin babası” olarak tanınan Haydn 1809′da öldüğünde, ardında 108 senfoni bı­raktı. Bestecinin en ünlü senfonileri Londra, Oxford, Saat, Süpriz ve Veda’du. Besteleri­nin kusursuzluğuyla tanınan Mozart’ın 41 senfonisinden en güzel son üç tanesi Mi Bemol Majör, Sol Minör ve Jupiter adıyla da bilinen Do Majör senfonileridir. Haydn ve Mozart, senfonilerinde uyum,kıvraklık ve dramatik kurgu gibi öğeleri büyük bir ustalık­la birleştirerek orkestraya uyguladılar. Duy­gulardan çok kulağa seslenen bu senfoniler küçük orkestralar için bestelenmişti.
Beethoven ise klasik senfoni anlayışına bağlı kalmakla birlikte onu genişletti, bölüm­lerin sırasını değiştirdi ve orkestraya üflemeli çalgıları ekledi. Klasik dönemi Romantik döneme bağlayan Beethoven, senfonilerinde o zamana kadar müzikle anlatılabileceği akla gelmeyen duyguları, olağanüstü bir duyarlılık ve coşkuyla iletmeyi başardı. Sanatçının do­kuz senfonisi içinde Eroica (Kahramanlık) Senfonisi olarak da bilinen Üçüncü Senfoni, kırların ve doğanın güzelliğini anlatan Pasto­ral Senfoni ya da Altıncı Senfoni ve tüm insanlığa seslenen büyük bir koronun yer aldığı Dokuzuncu Senfoni en sevilenleridir.
19. yüzyılda birçok besteci Beethoven’den etkilenerek onun bağımsız ve özgür üslubunu benimsedi. Schubert’in dokuz senfonisi, Beethoven’in senfonileriyle aynı dönemde yazılmıştır. Bununla birlikte Seki­zinci Senfoni olarak bilinen Sı Minör Senfoni (Bitmemiş Senfoni) yalnızca iki bölümden oluşmaktadır.
Fransız besteci Hector Berlioz, Fantastik Senfoni adlı yapıtında kendi yaşamından bir kesiti müzikle anlatarak yeni bir senfoni üslubu yarattı. Felix Mendelssohn, İskoçya ve İtalya’ya yaptığı gezilerin ardından İskoç Sen­fonisi ve İtalyan Senfonisini, Franz Liszt erkek seslerinden oluşan bir koronun bulun­duğu Faust Senfonisi’yle, kadın seslerinden oluşan bir koronun bulunduğu Dante Senfoni­sini yazdı. Robert Schumann ve Johannes Brahms dörder senfoni bestelediler. Özellikle Brahms, Beethoven’in geliştirdiği biçime bağ­lı kaldı. Anton Bruckner güçlü temaları işle­diği senfonilerini görkemli bir sonla bitirir­ken, 20. yüzyılın önde gelen bestecilerinden Gustav Mahler büyük bir orkestra gerektiren senfonilerinde solo ya da koro halinde insan sesine yer veriyordu.
Rusya’da senfoninin en güzel örneklerini Peter İliç Çaykovski verdi. Çaykovski’nin altı senfonisinden, Patetik olarak da bilinen Si Minör Altıncı Senfoni alışılmamış bir biçimde hüzünlü, yumuşak ve yavaş bir bölümle son bulur. Çek besteci Antonı’n Dvofâk’ın dokuz senfonisinden en çok tanınanı, sanatçının ABD gezileri sırasında Siyahlar’ca kilise ayin­lerinde söylenen ilahilerden esinlenerek yaz­dığı, Yenidünyadan olarak da bilinen Doku­zuncu Senfonidir. Yedi güçlü senfonisiyle senfoninin yapısına önemli değişiklikler geti­ren bir başka müzikçi de Finlandiyalı besteci Jean Sibelius’tur. 20. yüzyıl İngiliz bestecileri arasında en çok tanınan Sir Edward Elgar’ın iki senfonisi vardır. Senfonilerinde koroya geniş yer veren Vaughan Williams’in Deniz Senfonisinde koro her bölümde yer alır. Benjamin Britten ise İlkbahar Senfonisinde hem yetişkin, hem de çocuk korosu kullanır. 20. yüzyılın önde gelen SSCB’li bestecilerin­den Dmitri Şostakoviç Leningrad Senfonisi olarak da bilinen Yedinci Senfoni de içinde olmak üzere 15 senfoni yazmıştır. ABD’de senfonileriyle tanınan en önemli besteciler Roy Harris, Elliot Carter ve Aaron Copland’dır.
Senfoni yaklaşık 200 yıldır köklü değişiklik­ler geçirmiş ve önemli ölçüde gelişmiştir. Bestecinin duygu ve düşüncelerini en etkili biçimde dile getirmesine olanak veren bir yapısı vardır. Senfoninin anlatım zenginliğini oluşturan başlıca öğeler armoni, melodi, ritim ve tonalitedir.

Senfonik Müzik Nedir, Tanımı ve Özellikleri

Beethoven’in senfonileri, 19. yüzyıl senfoni yapısının temel kaynağı olmuştur. Bir grup, Dördüncü, Yedinci ve Sekizinci Senfoni’den yola çıkmış, saf katıksız müzik ilkesini sürdürmüştür. Bunlar Klasik biçimi koruyan bestecilerdir. Senfonilerine hiçbir betimleyici başlık, açıklama koymamışlar, opus sayısını yeğ tutmuşlardır: Schubert, Mendelssohn ve Brahms gibi.

Bir grup, Üçüncü, Beşinci, Altıncı ve Dokuzuncu Senfoni’yi örnek alıp programlı müzik yazmış, uzun açıklamalar ve betimleyici başlıklar koymuşlardır. Bu besteciler, Klasik senfoninin geleneksel biçimine bağlı kalmazlar: Berlioz, Liszt gibi. Her iki biçimden de esinlenip kimi senfonisini programlı, kimini Klasik kalıplarda besteleyenler ise Schumann, Bruckner gibi bestecilerdir. Romantik dönemde orkestra için yazılan müzik, klasik senfoniler, programlı senfoniler, konser uvertürleri, senfonik süit ve senfonik çeşitlemeler ve solo konçertolar olarak incelenebilir.

Klasik senfoni, Mannheim Okulu ve Haydn-Mozart geleneği ile yayılan bir Alman-Avusturya ürünüdür. Önceleri üç, sonradan dört bölümlü olan ve saf müzik ilkesine bağlı orkestra yapıtlarıdır. Romantik dönemin senfonisi, tema birliğini gözetir. Tıpkı Beethoven’in Beşinci Senfoni’sinde olduğu gibi bir tohumun filizlenmesi, belli bir temanın çeşitlenmesi tekniğine dayanır. Bölümleri birbirine bağlamak, dinleyicinin kulağına tanıdık temayı anımsatmak amacıyla aynı müziksel fikir, çeşitli giysiler içinde yinelenir. 19. yüzyılın klasik biçimli senfonileri, Schubert, Schumann, Mendelssohn, Brahms, Mahler ve Bruckner tarafından yazılmıştır.

Programlı senfoni biçimi, çalgıların güçlerinin araştırıldığı ve onlardan elde edilen dramatik anlatım olanaklarıyla bestecinin şiirsel iç dünyasının birleştirildiği bir ortamda doğar. Vokal müzikten çok çalgı için yazılan müziğin daha dramatik olduğu ve Romantik ruhu çalgıların daha iyi anlattığı düşünülür. 1790-1910 arasında çalgıların tınıları araştırılmakta, yeni yapılan çalgıların olanakları denenmektedir. Romantik besteci iç dünyasındaki çatışmaları çalgıların renkleriyle dile getirmeyi, insan sesi için beste yapmaya yeğ tutar.

Opera ya da konser şarkılarına, anlatımı güçlendirmek için geniş bir orkestra eşliği yerleştirir. Çalgılar için yazılan müzik, söz boyunduruğundan, metin kaygısından kurtulup saf müzik olacağı için değerlidir. Öte yanda lied biçiminin şiirle şarkıyı birleştiren lirik ortamı da Romantik sanatçıyı etkilemektedir.

Lied’in şiirsel içeriği ile senfonik yapıtların dramatik ruhu birleşip programlı müzik adıyla yeni bir biçimde çözümlenir: Programlı müzik’ler, çalgı topluluğu için yazılmış, şiirsel, betimleyici, öyküleyen bestelerdir. Amaç, 18. yüzyıl müziğinde olduğu gibi müziksel öğelerle metni yansıtmak ya da doğa seslerini müzikte duyurmak değildir. Dinleyicinin imge gücüne sunulmuş bir anlatım tekniğidir söz konusu olan. Yapıtın programı, konusu, bestecinin süzgecinden geçtikten sonra yepyeni bir şekle bürünüp dinleyicinin kulağına ulaşır. Böylece besteci, sözcüklerin anlatamadığı içeriği soyutlayarak müziksel dile çevirmektedir.

Beethoven’in Pastoral Senfoni’si ile başlayan programlı müzik’ler, Romantik çağın hemen her bestecisinin denediği bir gelenek olmuştur. Dinleyici için bir sahneyi, resmi, şiiri, öyküyü ya da bir karakteri müzikle birleştirerek dinlemek, müziği baştan sona izleyebilmek açısından bir kolaylık sayılabilir. Artık çalgılarla saf müzik yaratmak yerine programlı müzik’te besteci, iç dünyasının dramını yansıtabilmektedir.

Bu nedenle örnek bir 19. yüzyıl senfonisi, programlı senfoni biçimindedir. Bazen besteci, içerikteki öyküyü notasının başında uzun uzun anlatır. Bazen fazla bir açıklama yapmadan dinleyicisinin imge gücüne bırakır. Teknik açıdan programlı senfonilerde baş gösteren sorun, yapıtın başından sonuna dek bütünlüğü sağlamak olayıdır. Müziksel tutarlılığı yaratmak için programlı müzik bestecileri kendilerine göre yöntemler geliştirirler. Berlioz, ldeefixe adını verdiği ısrarlı motif yinelemesi, Liszt’in nıotto teması adını verdiği aynı temanın zaman zaman belirmesi, Wagner’in kişi, yer ya da olayla özdeşleşip müziksel çağrışım yarattığı leitmotifi, Cesar Franck’ın döngüsel (cyclic) biçimi, yinelenen imgelerle yapıta bütünlük getiren araçlardır.

Programlı müzik’ler, giderek senfonik şiir biçimine yol açar. Senfonik şiirler tek bölümlü, geniş soluklu, uzun yapılardır. Belirli bir öyküyü ya da bir resmi, müzikle betimlemek amacını güderler. Liszt, senfonik şiirin babası olarak bilinir. Sonradan Richard Strauss bu biçimin ustası olur.

Konser uvertürü tek bölümlü, bağımsız bir biçimdir. Uvertürün sözlük anlamı açılış’tır ve bir müzikte operanın, oratoryonun ya da piyesin açılış müziği olarak tanımlanır. Ancak konser uvertürü kendi başına bir biçimdir ve ardından bir başka sanat olayına doğrudan bağlanmaz. Konser programlarının başında çalınması gelenek olmuştur. Yapı olarak opera uvertürüne benzer. Sonat biçiminin hızlı-yavaş-hızlı temposunu içerir. Bu çağdaki başlıca özelliği de programlı senfoniler gibi betimleyici nitelikte olmasıdır: Weber’in Oberon Uvertürü, Mendelssohn’un Fingal Mağarası Uvertürü gibi.

Senfonik süit, süit biçiminin Romantik çağa uyarlanmış, genişlemiş şeklidir. Küçük dans yapısında ve aynı tondaki parçaların bir demet içinde birleşmesi ve büyük senfoni orkestrası ile çalınmasıdır! Grieg’in Peer Gynt Süiti gibi. Senfonik çeşitleme biçimi de tema ve çeşitleme yönteminin 19. yüzyılda büyük orkestraya uyarlanmış şeklidir. Brahms’ın Hayan’ın Bir Teması Üstüne Çeşitlemeler’i gibi.

Solo konçerto, Barok dönemden beri geçerliliğini koruyan bir biçimdir. Ancak bu dönemde solist ve orkestra topluluğunun karşıtlığı, iki ayrı ses kitlesinin tınılarındaki denemeleri doğurmuştur. Klasik konçertoda solist ve topluluk arasında karşılıklı bir anlayış, bir diğerini tamamlama, uyum sağlama çabası vardır. Romantik akım ise konçerto yapısına yeni bir kimlik getirir. Bu dönemde solistin hünerini sergilemesi, virtüozluk önem kazandığından, solist, orkestra ile yarışır, parlak tekniğini sunmak amacıyla orkestra topluluğu ile savaşır bir hale gelir.

Bu çağda en çok piyano ve keman için konçertolar bestelenir. Çünkü Romantik bestecinin duygularını en güzel dile getiren çalgılar piyano ve kemandır. Konçerto yapısındaki değişikliklerden biri de, Klasik konçertonun bitişinde başta sunulan motife dönerek yeniden serim (reexposition) yapılması yerine, solistin parlak bir kadansı ile yapıtın tamamlanmasıdır. Böylece solist, Romantik konçertonun sonunda kahramanca bir utkuya varmanın dramatik etkinliğini sergiler.

Buradasınız: Anasayfa / Diğer Konular / Senfonik müzik nedir? Senfonik müzik hakkında bilgi
Editör: Gezginler | Tarih: 21/10/2010
Sponsorlu Bağlantılar

Mutlaka Bunları da Okuyun - Konuyla Alakalı Benzer Yazılar

Konu Başlığı: "Senfonik müzik nedir? Senfonik müzik hakkında bilgi"

Yorum Yapın


XHTML: Şu Etiketleri Kullanabilirsiniz:: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current month ye@r day *

  • Önemli Uyarı